Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi.
Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa da, evlenmeden önce sık sık birbirlerini çok sevdiklerine dair ne kadar da dil dökmüşlerdi.
Ama şimdilerde, küçük bir söz, ufak bir hadise aralarında orta çaplı bir kavganın çıkasına yetiyordu.
Bir akşam oturup ilişkilerini gözden geçirmeye karar verdiler. Her ikisi de, boşanmayı istememekle beraber, işlerin böyle gitmeyeceğinin farkındaydılar.
Erkek, "Aklıma bir fikir geldi" dedi. "Bahçeye bir ağaç dikelim ve eğer bu ağaç üç ay içinde kurursa boşanalım. Kurumaz da büyürse bunu bir daha aklımızdan geçirmeyelim. Bu süre içinde de ayrı ayrı odalarda kalalım."
Bu ilginç fikir hanımının da hoşuna gitti. Ertesi gün gidip bir meyve fidanı aldılar ve birlikte bahçeye diktiler. Aradan bir ay geçti. Bir gece bahçede karşılatılar. Her ikisinin de elinde içi su dolu birer bidon vardı.
SERSERİM'E ... Elime son kez aldım kağıt, kalem. Bu sana son mektubum. Postacı son kez getirecek bir haber benden sana. Canım serserim, bilirim aldırmazsın, hiçbirşeye, ne sevgiye, ne hislere. Şimdi elimde sigara var. Bugün yine çok fazla içtim, bilirim yine bana kızıcaksın. Ama yine aynı cvbı vereceğim ''DERTLİYİM'' son kez bu kalp senin derdinle dolu. Uykularım bölünür oldu, yanlış anlama bu mektubumda seni ne kadar özlediğimi yazmayacağım. Artık değiştim ben. Senin umursamaz tavırlarından bıktım. Takmıyorum artık seni. Hani senin bende bir resmin vardı ya, arkadaşıma verdi; çok beğenmiş seni. Al senin olsun dedim. Ama dikkat etmesini söyledim. Olur ya çıkarsanız boynuzlamasın seni dedim. Yüzünün şeklini görmek isterdim serserim. Bu mektup diğerlerine benzemiyor değil mi? Dün gece yıktın öldürdün beni sevgilim. Bütün gece kanadı durdu dindiremedim inan. Gözlerim doldu ağlayamadım. Yataklara düştüm ne zamandır. Ama iyi oldu aslında seni unutmaya başladım artık. Sen ne demiştin serserim ''ÜZÜLME'' üzülmüyorum artık. Bu acıların getirdiği mutluluğa seviniyorum. Lanet olsun sana serserim.bu kadar mı değersizdi benim sevgim. Biliyorsun ben seni çok sevdim. Bu sana son mektubum serserim. İstersen okut başkasına. Ama şunu bil ki bundan sonra mezar taşında ''HAİN''yazan bir ölüsün benim için. Artık hatıralarımdasın....
// Serseri'den gelen cevap ... Bugün hiç beklemediğim bir anda aldım mektubunu güzelim. Son mektubum demişsin, inanmam. Sen dayanamazsın bensizliğe, erir bitersin günden güne. Bak ne diyorum güzelim, gönlün olsun birkaç gün daha çıkalım. Sevinirsin belki. Sen bensiz yapamazsın güzelim. Beni sevdiğin günü düşün nasılda çocuk gibiydin. Bayılacaksın diye korkmuştum güzelim. Benim elimden senin gibi neler geçti bilirsin. Haberim yok sen beni gerçekten sevdin mi güzelim? Sana bu mektubu meyhanede yazıyorum. Sağolsun arkadaşlar yardım ediyorlar. Biraz önce bir çocuk dövdük onun şerefine içiyorum. Bak güzelim sana ne dediğimi hatırlamıyorum ''ÜZÜLME''yazmışsın. Sahiden yıkıldın mı? Umursamazsın sanmıştım. Takmazsın diye ummuştum. Ama madem artık beni unuttun, bu sana son sözüm; ''BENDE SENİ SEVDİM güzelim''
// Kızın arkadaşından Serseri'ye ... Seni tanımıyorum ama arkadaşım seni çok sevmişti. Son mektubum demişti, doğru. Hem o seni çoktan unuttu bile. Resmini bana verdi. Birgün buluşup konuşalım seninle. Güzelim demişsin bizimkine, bende seni zevkli sanırdım. Ben ondan daha güzelim. Bak serseri telefon numaram arkada yazıyor. Onu aradığın gibi beni de ara. Ayrıca bizimki biraz garipçedir. Bu aralar kalbinin ağrıdığını söylüyor. Doktorlar teşhis koyamıyorlar. Aman canım o da bir başka. Ağlasada gülüyorum der. Sakın unutma, beni ara.
// Serseri'den kızın arkadaşına ... Bak kızım ben seni daha en başından sevmedim. Ben herşeyden çok güzelimi sevdim. O bana canından koparcasına serserim derdi. Oysa sen serseri, soğukta kalmışçasına. Senin gibi arkadaş olmaz olsun. Güzelliğe gelince hiç kimse yarışamaz benim güzelimle. Şimdi bırak bunları, bende yıkıldım, ona söyle. Son mektup derken yalan sanmıştım. Daha beter içer oldum. Her gece sarhoşum. Bir daha ki mektupta güzelimden bahset bana. Şimdi gerçekten mutlu mu? Başkasını mı seviyor? Hasta demiştin, hem de kalbinden. Yoksa bu aşk hastalığı mı? Benden başkasıyla mı? Anlat bana arkadaş herşeyi anlat. Beni seviyor mu öğren bakalım. Yoksa bu kadar çabuk mu unuttu beni? Çabuk yaz arkadaş. Anladım ki ; ben onsuz bu dünyada yaşayamazmışım.
// Arkadaştan Serseri'ye ... Affedersin serseri yanlış yaptım ben. O seni gerçekten sevdi. Son nefesinde bile adını sayıkladı. Yüreğim parçalandı anlayamazsın. Serserim deyişini duysaydın, gözlerini kaparken, aşkın öyle sarmıştı ki bedenini. Kaybedince yaşayamadı öldü işte. Son mektubu ne yaptın? İçip içip ağlıyor musun? O şimdi mezarında huzurla yatarken, yılanlara bile seni anlatıyordur, şüphen olmasın. Zaten mezar taşında ''SENİ SEVDİM SERSERİM'' yazısını görünce anlayacaksın. Belki yaşaması için bir umut vardı, içinde. Ama senle ciddi olsaydı. Birkaç gün çıkalım demişsin işte ona, güzeline, ozaman vurdu. Zavallıcığın yüreğine indi. Şimdi mezarında derin bir uykuda. Sevgisi sonsuzlaştı onunla. Aslında o istemedi, öldüğünü bildirmemi. Ama dayanamadım yazdım işte. Şimdi ne yaparsın bilmem, içer misin, adam mı döversin? Sende onu sevmişsin öyle yazmışsın. ÖYLEYSE BIRAKTA AŞKINIZ YAŞASIN....
Serserinin Odasında Bulunun Not Sana geliyorum güzelim Seni seviyorum güzelim.
Öyle bir ilişkiye tutulursunuz ki ne sevebilir nede terkedebilirsiniz körkütük bağlanmışsınızdır aslında en güzel yıllarınızın, acı tatlı hatıralarınızın ortağıdır. İç çekişmelerinizin nedeni, yazılarınızın ilhamı, sohbetlerinizin konusudur. Gözyaşlarınızda, bilinçaltınızda, kahkakanızdadır. Korkunca saklandığınız bir sığınak, coşunca öptüğünüz bir bayrak. sevdanız riyasız, çıkarsız, karşılıksızdır sınırsız ve nihayetsiz "ölmek var dönmek yok" tur Gün gelir anlarsınız, içten içe birşeylerin kanadığını tutkulu sevdaların gizli hançerleri başlar parıldamaya
Şurasından burasından eleştirmeye koyulursunuz "şöyle görünse, öyle demese" "değişse biraz yada eskisi gibi olsa ...." Başkalarını örnek göstermeye, "bak onlar nasıl yaşıyor"ı demeye başlarsınız. Hem birlikte yaşayıp, hem özgür olmanın yollarını ararsınız Aşkınızın gözü kör değildir artık Yanlışlarını görüp düzeltmek istersiniz
"Eskiden böylemiydi ya...." diye başlayan sohbetlerde açılır eleştirilerin kapısı açıldıkça bastırılmış itirazlar yükselir bilinçaltınızdan böyle süremeyeceğini bilirsiniz, değişsin istersiniz O, sevgisizliğe yorar bunu, ihanete sayar Tutulu ilişkilerde ihanetin bedeli ölümdür. "Ya sev böyle yada terket" diye gürler.
Bir zamanlar bir gülücüğüyle alacakaranlığı ısıtan o rüya bir kabusa dünüşür birden... kapatır gönlünün kapılarını, yasaklar kendini size.. Hoyrattır, bakmaz yüzünüze zehir akar dilinden, konuşturmaz suçlar,yargılar, mahkum eder mühürler dudaklarınızı , yırtar atar yazdıklarınızı siler sizi defterden "iyiliğin içindi hepsi, seni sevdiğim için" dersiniz, dinletemezsiniz. Ayrılırsanız yaşayamayacağınızı bilirsiniz ama böyle de sevemesssiniz. İhanetten kırılmıştır kaleminiz, severek terk edersiniz. "Madem öyle" nin çağı başlamıştır ondan sonra.... Mademki siz böylesine tutkunken o hep başkasını seçmiştir. Mademki kıymetinizi bilmemiştir o halde "günah sizden gitmiştir" Lanet ederek bu karşılıksız aşka Çekip gitmeleri denersiniz Aşkın göçmenlik çağı başlar böylece... Daha özgür olacağınız limanlara demirlersiniz bir süre Ne varki unutamaz, uzatan uzağa izlersiniz olup biteni. Etrafı, bir sürü uğursuzla dolmuş, kurda kuşa yem olmuştur Delikanlılar, eli kanlılar, uğruna ölenler Sırtına binenler sarmıştır çevresini gurur duyar onlarla, koynunda besler gözünü oysunlar diye.... Uğuna kan dökenleri sever, yoluna gül dökenlerden fazla... "Bana ne... Kendi seçimi..." diye omuz silkmeye çabalarsınız bir süre "Ama sonra........." ansızın kulağına çalınan bir şarkı yada kapı aralığından süzülüp gelen bir koku hatırlatır onu yeniden. Yaban ellerde, başka kollarda ondan bahseder ağlarsınız Kokusunu özlersiniz, türküsünü söylemeyi, şarkısını dinlemeyi Yemeğini yemeyi, elinden bir kadeh şarap içmeyi Karşı nehrin kenarından hasret şiirleri haykırırsınız sular kulağına fısıldasın diye. Dönüp "seni hala seviyorum" diye bağırmak geçer içinizden Dönemessiniz Göremedikçe bağlanır, uzaklaştıkça yakınlaşırsınız.
Anlarısınız ki bir çaresiz aşktır bu Ne onunla olur ne onsuz Hem kollarında ölmek, kucağına gömülmek arzusu hem "ne olacak sonunda " korkusu Böyle sevemezsiniz, Terk de edemessiniz Sürünüp gidersiniz.