Son Yazılar

Neden Ben...
Ah Şu Maskelerimiz...
Kuşbakışı Dünyadan Kareler
Dünyanın En Tehlikeli 5 Yolu
Kadavra Müzesi+16
Düşündüren Gerçekler Çok İlginç
Ölümü Bekleme Odaları..!!
Dünyadan İnsanlık
Şehr-i İstabul
Bir Çocuğun Bakışları İle Ramazan.

Son Yorumlar

  • Selamın Aleyküm
    Selamın Aleyküm
    etkileyici
    Siyah kırmızı
    uzun-kısa çelişkisi
    napıyım ben o arabayı alıppppp alalahhh
    aşkım
    aşk
    helal olsun
    Hayırlı Olsun
  • Kategorilerim

  • Beğendiklerim

    ForumeEl.Forum
    Ah Teslimiyet
    Ah Mine'l Aşk

    Dostlar

  • harabatehli
  • forumelserdar34
  • serhatincesoz
  • fulyaogretmen
  • psikopatim
  • yamanlarinsaat
  • ahteslimiyet
  • blogpunisher

  • Anketler



    Blogman

    HTML'NİN TARİHÇESİ

    HTML'NİN TARİHÇESİ

    HTML, Netscape Navigator, Internet Explorer, Mosaic, Spry gibi bilgisayar kullanıcısı, bilgisayar ve Internet arasında ara birim görevi yapan programların yani WEB tarayıcılarının anladığı bir veri ve komut ulaştırma yöntemidir.
    Diğer bilgisayar programlarından farklı olarak sabit disk veya disket gibi bilgisayar kayıt ortamlarına kaydedilirken, düz yazı olarak kaydedilir; her hangi bir düz yazı programıyla oluşturulabilir, okunabilir veya değiştirilebilir.
    Yine diğer bilgisayar programlarından farklı olarak, disk veya disketlere yazılırken Binary – İkili Sistemle yazılmaz; içinde 16 Tabanlı – Hexadecimal komutlar yoktur; her şey standart düz yazı olarak yer alır.
    Bunlara karşılık her hangi bir düz yazı dosyasından farklı olarak metnin içinde “<” ve “>” işaretleri arasında yer alan İngilizce bazı komut – kelimeleri vardır.
    HTML, önceleri Machintosh, ardından IBM uyumlu bilgisayarları yardım dosyalarının oluşturulmasında kullanılan bir yöntem olarak yaygın bir kullanım alanı buldu. Ancak HTML kısaltmasının açık şekli olan Hypertext Markup Language’da geçen Hypertext terimini, 1950 yılında Ted Nelson adlı bir bilgisayar uzmanı tarafından içinde başka bir metinle yada resimle ilişkilendirilmiş noktalar bulunan metin anlamında kullanılmıştı. Apple firması, bu yöntemi ekranda gösterilen yardım metinlerinin içinde bir kelimeyi yada simgeyi tıklayarak ilgili başka bir metine veya simgeye gitme yöntemi olarak kullandı. Metinler böylece “hyper” yani hareketli hale geliyordu.
    1989 yılında, Avrupa Parçacık Fiziği Laboratuarı CERN uzmanlarında Tim Berners-Lee, laboratuar yönetimini ortak bir yazı biçimlendirme sistemine ikna edebilmek için, “Enformasyon Yönetimi: Bir Öneri” başlıklı bir rapor hazırladı. Bu raporda daha sonra bugünkü Internetin temeli olacak bilgisayar şebekeleri arası ağda bilgi alış verişi için Hypertext’in ortak yöntem olmasını önerdi. Bu öneri bugünkü HTML’nin temeli oldu.
    Interneti Internet yapan iki unsur vardır: Birincisi bilgisayarlar arası iletişimi gerçek zamanlı olmaktan çıkartan bağlantı protokolünün (HTTP) geliştirilmesi; diğeri ise HTML dilinin ortak dil olarak benimsenmesini mümkün kılacak basitlikte olmasına karşın, bir metinin biçimlendirilmesi ve resim, ses, video gibi diğer unsurlarla bütünleştirilmesini sağlayabilecek yeterlikte olması.
    Bugünkü Internet’in temeli olan üniversiteler ve araştırma kurumlarının bilgisayar ağlarını birbirine bağlayan ağlar 1980’lerin başlarında bağlantının gerçek zamanlı olmasını gerektiriyordu. Internet’in adı da ağlar arası ağ anlamına gelen İngilizce “Inter-networks-network:Inter-net” kısaltmasından doğmuştur. Bir bilimadamı bir başka bilimadamının bilgisayarının bulunduğu ağa bağlandığı zaman, bu bağlantı, gerekli dosyanın bir bilgisayardan diğerine aktarılması süresince devam etmek zorunda idi. İki bilgisayar, aralarında gidip gelen bilginin hata kontrolünü ancak gerçek zamanlı bağlantı olursa yapabiliyorlardı. HTTP (Hypertext Transmission Protocol – Hypertext İletişim Kuralları) ise iki bilgisayarın, alışverişin hatasız olduğunu denetlemek için, bilginin tümü alıp-verilinceye kadar birbirine bağlı kalmaları zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Bu zorunluluğun kalkmasının önemi; örneğin: Otomobille bir yerden diğerine gideceksiniz, takip edeceğiniz yolda inşaat var ve yol kapalı. Yolun kapalı kısmını atlamanız için gerekli servis yolu da yok. Bu durumda yolculuğunuz ilk engelde sona ermiş olacaktır. Oysa daha dolambaçlı da olsa bir servis yolu olsaydı, yolunuza devam etmiş olacaktınız. İşte HTTP ise sürekli bir servis yolu sağlamayı öngörüyor ve bu yolun hem gidişte hem de gelişte izlenecek levhaları gibi, kıtalararası telefon bağlantılarının kesilmesi halinde, bilgisayarlar arası iletişimin devamını sağlıyor.
    HTTP’nin resmen standart olarak tanınması, 1990 yılında World Wide Web Konsorsiyomu’nun (W3C) kurulmasıyla mümkün olduğu için, bugünkü Internet’in de doğum tarihi 1990 yılı sayılabilir.Doğumundan bugüne 10 yıl bile geçmemiş olmasına rağmen, Internet’in hem HTTP hem de HTML ilkeleri ihtiyaca yetmiyor ve sürekli kendini yeniliyor.
    HTML, Web tasarımcısına, belgelerini ziyaretçinin ekranında nasıl oluşmasını istiyorsa öyle şekillendirme imkanı verir. Bunula birlikte tarayıcı programlarının (Netscape Navigator veya Internet Explorer) HTML komutlarını yorumlayışlarında az da olsa fark vardır ve bu fark sayfaların bir ziyaretçinin bilgisayarında başka, diğerinin bilgisayarında başka gösterilmesine yol açabilir. Ayrıca ziyaretçiler, tarayıcı programlara verdikleri komutlarla, aldıkları sayfalarda değişiklik veya kısıtlamalar yapabilir.
    Bugünkü imkanlarıyla HTML, Web sayfası terimine yeni bir anlam kazandırmış bulunuyor. “Web Sayfası” terimi, dört-beş yıl öncesinin web sayfaları, durağan belgelerden ibaret olduğu için ortaya atılmıştı. Bugünkü web sayfalarının ise “sayfa” kavramı ile ilgisi kalmadı. Bugün sadece HTML ögeleri kullanılarak, ziyaretçinin ekranında adeta bir televizyon programının grafik etkisini sağlamak mümkün. Bununla birlikte HTML, bir kelime işlem ya da masa üstü yayıncılık programının oluşturabileceği görsel özelliklere sahip sayfalar oluşturamaz. Bu kısıtlamalara, Interneti tasarlayan uzmanların, platformlar (Windows 3.x, Windows 95/98, Windows NT, Unix, MacOs), donanımlar (Mac, PC, Sun) ve tarayıcı programlar (IE, Netscape) arasındaki farkların, sunulacak malzemenin tasarımın kastettiğinden tamamen farklı bir şekilde sunulmasını önleme arzusu sebep oluyor. HTML, örneğin bir masaüstü yayıncılık programı kadar hassas ölçmelere ve biçimlendirmelere izin verse idi, bu ancak belirli bir platformda, belirli bir program kullanmayı gerektiridi. Oysa Internet’i Internet yapan unsurların başında, hemen herşeyin ekranda ve kağıt üzerinde, ortak denilebilecek şekilde oluşturulması geliyor.
    HTML ile oluşturulacak statik alanların içine dinamik sonuçlar doğuracak programlar konulabilir. Bu programların oluşturulması için, ziyaretçinin Internet’e PC veya Mac ile bağlanmış olması, yada bağlantı programının şu yada bu firmaya ait bulunması gibi farklılıklardan etkilenmeyen, her türlü ortamda aynı sonucu veren ortak bir dil gerekliydi. Microsoft’un Visiual Basic programlama dilinin bir türevi olan VBScript ve çeşitli firmaların ortaklaşa ürünü JavaScript de bu tür düşüncelerin sonuçlarıdır. Fakat adı benzemekle birlikte, JavaScript’in Java ile, VBScript’in de Visual Basic ile ilgileri yoktur.
    Internet tarayıcı programlarından Internet Explorer hem JavaScript hem de VBScript dillerini anlayabilir ve yorumlayabilir. Buna karşılık Netscape tarayıcı programı VBScript diliyle yazılmış bölümler içeren bir HTML metnini yorumlayarak ekrana getiremez. Bugünkü şekliyle JavaScript ve VBScript, tarayıcı programların imkan ve kabiliyetleri ile sınırlıdır.
    HTML EDİTÖRLERİ

    Internet’in tek dili olan HTML ile bir Web sayfası yapabilmek için geçmiş senelere kadar tek ihtiyaç iyi bir kelime işlem programıydı. Bu programlar içinde en çok kullanılan da notepad idi. Notepad , hem herkesin sisteminde bulunuyor, hem de en hızlı metin editörüydü. Ancak notepad’in kullanımındaki en büyük zorluk HTML tag’lerin hepsinin yazılmak zorunda olmasıdır. Ayrıca notepad ‘de en fazla 64KB’lık dosyalar oluşturulabilir. Tüm bu dezavantajlar daha gelişmiş editör ihtiyacını doğurdular.
    İlk çıkan editörler menüler sayesinde bazı işlemleri daha rahat yaptırmaktan öteye gitmediler. Mesela bir tablo açılabiliyordu ancak daha sonra hücrelere bölmek ve zemin renkleri, çerçevelerle uğraşmak tasarımcıya kalıyordu. Özellikle yeni HTML standartlarına yetişmek ve bütün tag’leri ezberden yazmak imkansizlaşıyor, ayrıca eskinin metin ağırlıklı Web sayfaları yerine daha görsel ve estetik sayfalar artık gündemdedir. Bunu için de renkler doğru seçilmeli, değişik butonlar kullanılmalı, Style Sheet’ler ile metinler daha güçlü bir şekilde ayarlanmalı. Bunlarda ancak daha güçlü editörlerle olur.
    Web tasarım programları işleyiş bakımından ikiye ayrılır. Birinci grup tamamiyle görsel bir alanda çalışma alanı sunan WYSIWYG( What You See Is What You Get ) tarzı programlar. Bu gruptaki programlarda HTML tag’ler ikinci planda yer alır. Bunun yerine sayfalar masaüstü yayıncılık programında hazırlanıyormuş gibidir. Bu tip programlara örnek olarak Macromedia DreamWeaver, FrontPage, Corel Web Designier Adobe PageMill verilebilir.
    İkinci grup ise kod tabanlı programlardır. Bu tarz programlarda çalışma alanı kod penceresidir ve genellikle çeşitli menüler yardımıyla kodlar yazılmadan rahatça sayfaya yerleştirilebilir. Bu tarz programlara örnek olarak HomeSite, HotDog ve CoffeeCup verilebilir.
    Her iki tarz programın da kendine has avantajları ye dezavantajları var. Meselâ WYSIWYG tarzı programlarda sayfanın hazırlanması çok daha kolay ve hızlıdır. Kod tabanlı programlarda ise hazırladığımız sayfadan hakimiyetiniz çok daha fazladır. Herhangi bir problemin çıkma ihtimâli daha azdır. Birçok profesyonel Web tasarımcısı sayfaları hazırlarken kod tabanlı programları kullanmayı tercih eder.
    HTML kodlarını bilinmezse, herhangi bir tasarım problemi ile karşılaşınca problem aşılamayabilir. Hazır programların olması, kodların el değmeden programlar tarafından yazılması elbette daha güzel, daha kolay ve daha hızlıdır. Ancak hazırlanan sayfaların nasıl oluştuğunu, nasıl çalıştığını, arka planda nelerin olduğunu bilmeden, ezberci bir zihniyet kullanmak bir programcı mantığına terstir. Ayrıca bu tür programları hemen her yerde bulanamayabilir. Dökümanların değiştirilmesi gereken yerlerde eğer hazırladığınız program yoksa ve de HTML dilini biliyorsanız her hangi bir editörden dökümanınıza müdahale edebilirsiniz.

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
    Yorum Yaz !

    2008-01-09 18:12:23 - Siyah kırmızı

    Yazan : isimsiz
    iyi güzel uğraşıp yapmışınız fakat Siyahın üzerinde kırmızı yı kaç dakika dayanarak okur insan gözü benimkisi 2 dakika dayanabildi. yinede sağolun merak ediyordum worda kopyalayıp öyle okuyabileceğim sanırım iyi çalışmalar.

    Bağlantı

    <<< Son Sayfa :::::: Sonraki Sayfa >>>
    N'olur bir iyİLİK yap! | www.biriyilikyap.net

    Menü

    Ana Sayfa
    Profilim
    Favorilere Ekle
    Ana Sayfa Yap
    Arşiv
    Rss
    E-Mail

    Ziyaretciler







    Blogman

    Hertelden Blog






    Google bot last visit powered by Gbotvisit.com Yahoo bot last visit powered by  Bots Visit Msn bot last visit powered by  Bots Visit